Uzun süredir çok televizyon izliyorum.Tamamen profesyonel amaçlı...ama yine de her izlediğim hakkında çok keskin fikirler ediniyorum.Çoğunlukla o ağzı açık hayran olduğumuz amerikan televizyon dizileri ve sinema filmlerini seyrediyorum.Zaman zaman da Avrupa sineması...tabii avrupa sinemasının daha az ürün verdiği gözönüne alınırsa oldukça az iş çıkıyor...bunlar içinde iyi de az bulunuyor.Ama koskoca bir hollywood ve amerikan televizyonlarında bile iyi işler azınlıkta.Bu kadar çok yapılmasına karşın hep bir sıkıntı var hissiyatı veriyor bana seyrederken.Mesela geçen akşam geçen yılın en başarılı tv işlerinden biri olan "masters of sex" adlı diziyi seyrediyordum.Dizi bugüne kadar yapılmış en kapsamlı sex araştırması kabul edilen "Kinsey report" üzerine kurulmuş .Bu raporu hazırlayan iki doktorun hayatından kesitler ve bulundukları zaman dilimide yaşadıkları sıkıntılar ve zorlukları anlatıyor.Konu olarak güzel bir damar bulmuş olsada bu iyi konu yeterince iyi anlatılamamış durumda.Ancak bir belgesel havasından kurtulamayan dizi dramatizasyondan sınıfta kalıyor.Dizi başladı bitti ben hala bir tempo bekliyorum.Dizilerin dram olsun komedi olsun kendi içinde bölümlük bir temposu olmak zorunda. Dizi o kadar ağır tempolu ki insanların seyrederken insanın üzerine bir ağırlık çöküyor ve ister istemez koltukta kaykılarak uyumaya başlıyorsunuz.Oysa bu bölümde olaylar da var;doktorun karısı ölü doğum yapıyor,diğerinin oğlu kaçmaya kalkıyor ama herşey o kadar sıradan ki zaten olayların hiçbir gerilimi olmayacağını anlayabiliyorsunuz.Bu konuda benzer bir drama olarak -yine bir dönem dizisi olan "Downton Abbey" örnek gösterebilirim.1900'lerin başında ingiliz zengin ve taşra hayatı yaşayan bir ailenin başından geçenler anlatılıyor.İç kurgusu o kadar iyi ki her bölüm ayrı bir heyecan konusu. Dialoglarından anlatımına temposundan süprizlerine kadar her bölümü ders olarak anlatılabilecek ölçüde iyi bir dizi.Şiddetle tavsiye ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder