16 Ocak 2015 Cuma

Eskisiyle yenisiyle THE SECRET LİFE OF WALTER MİTTY

Dün akşam seyredebildim. Seyredebildim diyorum çok zor dayanabildim bitirmeye. Hatta eşim 20 dakika kala kaçıp gitti. Bu kadar yavaş tempolu bir başka film daha seyretmemiştim son zamanlarda. Hem yönetmen , hem aktör, hem prodüktör olmak herkesin harcı değil be kardeşim hepsi birden olmuyor. Herşeyi aynı anda yapıp hem de mükemmel yapanlara dahi deniyor ve işte bunun için ççok çok çok ama çok az! Komedi oyunculuğunu severim, ama herşeyi yapabilirim duygusundan da nefret ediyorum. Başka bir alana geçebilirsin ama aynı anda olmuyor be ya! Film 114 dakika ve ağır bir temposu var sanki 3 saat gibi geldi. Kendinizi filme kaptırıp gidemiyorsunuz, sürekli saate bakıp konuşmak istiyorsunuz. Su içmeye kalkmak, çay koymak, tuvalete gitmek için ideal bir film fazla birşey değişmiyor. Filme 90 milyon dolar harcanmış...Neresine demek geliyor insanın içinden. Tutuyorum kendimi biri duyar diye ama filmde iyi şeyler de yok değil. Takdire değer bir kaç oyunculuk yan ve daha yan karakterlerden çıkıyor. Örneğin Sean Penn ; keşke Mitty 'yi o oynasaymış dedirtiyor adama oynadığı bir iki sekans , Adam Scott ; bebekyüzlülükten serial killer çıkartma potansiyeli olan bir oyunculuk sergiliyor neredeyse kötü adamlık performansıyla , Olafur Darri Olafsson ise çılgın sarhoş helikopter pilotu olarak yer etsede kafalarda ben de karaoke söyleyen (ya da söylediğini sanan) aşık bir adam izlenimi iz bıraktı. Sanırım film gişe de yatırımı çıkaramamış olmalı. En azından televizyon başında bile sıktı, kimse sinemada katlanamamıştır diye düşünüyorum.


Biraz da filmin tarihçesinden bahsedersek aslında 1939 yılında James Thurber 'ın Newyorker dergisinde yayınlanan bir dizi kısa öyküden türetilen bir çok Mitty benzeri karakteri anlatan film , oyun vs var. Ve hepsi çin aynı şey söyleniyor:"...aslından çok farklı..." İlk kez 1947 de filme çekilen filmi seyretmek isterdim. En azından yeni versiyonuyla karşılaştırabilmek için. Sadece başrolü Danny Kaye gibi bir deha oynamış okadarını söyleyeyim. Bunun dışında amerikan kültürüne "walter Mitty" tarzı, tavrı diye bir terminoloji olarak yerleşmiş, hatta birçok politikacı ve ünlü bunu konuşmalarında kullanmış. Can sıkıntısından muzdarip kaybedenler külubu üyelerinin aşırı hayalperestliğinden yaratıcı hayal kurmaya uzanan daima olağandışı ve olağanüstü kahramanlıklarla dolu maceralarla süslenen hayalkurmacalığı olarak tanımlanabilir kısaca. Ancak daha çok toplumdışı ve uyumsuz sayılabilecek insanların kendilerini kahramanlaştırdıkları histerik halüsinasyonlar olarak da tanımlanabilmeye müsait bir tanım bu.Yani biraz tehlikeli bir kavram ve bunu anlatmak oldukça zor. İşte bunun için her girişim başarı ile sonuçlanmamış.



Biri aşırı hayalperest bir sanrı ile olmayacak şeyler düşünüp bunun için harekete geçince buna her tür  "Walter Mitty" girişimi deniyor.Sinema sektörü ve Hollywood  da bazen bunu yapıyor hem de kör kör parmağına..."WalterMitty"lik yapmaya gerek yok...değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder